Bilirsiniz biz doktorlar ”önce zarar verme” ilkesi ile hareket ederiz. Bu sebeple uzun seneler sezaryen sonrası vajinal doğum denemesi konuşulup tartışılamazdı bile. Ama yeni verilerin ışığında tekrar tekrar değerlendiriliyor bilgiler. Artık SSVD (sezaryen sonrası vajinal doğum) ile ilgili cesaretlendiriliyor gebeler.

2010 yılında ACOG (American College of Obstetrics and Gynecology) SSVD’nin gebelerin çoğunluğuna uygun ve güvenli bir seçenek olabileceğini belirtti. Çünkü sezaryen oranları bütün dünyada ve ülkemizde istenen seviyede değil. Ama ACOG bunun için belirli şartları da sıraladı; uterine rüptüre çok acil müdahale edebilecek uygun donanımlı ve deneyimli personeli olan hastane koşullarında, uygun seçilmiş, gebelik izlemi kriterlere uygun, ayrıca ayrıntılı bir şekilde riskleri ve avantajları hakkında gebelerin önceden alınmasının koşul olduğunu belirtti.

Peki,  biz kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının ürkerek yaklaştığı uterin rüptür nedir?

Uterin Rüptür uterusun genellikle eskiden kesilmiş/ya da hasarlanmış bölgesinden yırtılmasıdır. Burada bebek rahmin dışına karnın içine çıkabileceği gibi rahmin içinde de bekleyebilir. Ama bu yırtılma rahim duavını ve rahmi besleyen damarları da etkilediğinden annenin şiddetli iç kanamasına ve kanamanın hızına göre ölümüne neden olabilmektedir.

Belirtileri spesifik değildir; yani şu bulgu ile aha rüptür oldu diyemeyiz.

Tanıdan bebeğin doğumuna kadar ölümü engelleme süresi çok kısıtlıdır; 10-37 dakika gibi. Zaten bilimsel veriler SSVD’de bebek ölümünün ,sezaryen sonrası sezaryen doğumdan daha fazla olduğunu öngörmekte! Anneye ölümü ise SSVD’de daha az.

Uterin rüptür; daha önce hasar görmüş uterusta daha sık rastlansa da hiç hasarlı olmayan uterusta da görülebilmektedir. Çalışmalar daha önce başarılı SSVD öyküsü olan hastalarda rüptür riskinin yaklaşık olarak 581’de 1 olduğunu gösteriyor yani 581 kadından bir tanesinin rahmi yırtılıyor. Daha önce SSVD yapmamış kadınlarda bu oran 125’te 1. Yani ilk defa deneyen 125 kadının bir tanesinde uterin rüptür oluyor. Daha önce SSVD denenmiş ama başarısız olup sezaryene alınmış hastalar tekrar denemek isterse oran bir den 73’te 1 e yükseliyor.

Daha önce sezaryenin ne zaman olduğu da bu riski etkiliyor eğer 24 aydan az bir süre içinde sezaryen olmuşsa hasta rüptür riski 38’de 1!!! çok yüksek gördüğünüz gibi.

Gebeliğin haftası da aynı şekilde durumu etkiliyor. 40 haftanın üzerinde risk artıyor. Miadı dolmuş gebelik indüksiyon (halk arasında suni sancı denilen şey) başlanırsa daha da yükseliyor.

Tabii ki bebek 4 kilo üzerindeyse risk yine artıyor.

Tanıyı koymak güç. Ama bazı bulgular şüphelenmemizi artırır;

-Fetal kalp atımlarında ani bozulma,

-Uterusta aşırı kasılma,

-Sancıların aniden durması

-ilerlemenin aniden durması

-Vajinal kanama

-Karın ağrısı

-Annenin şoka girmesi!

Uterin rüptür olduğunda bebekte ciddi bir şekilde etkileniyor hatta ölüm bile olabiliyor.

Gelişmekte olan ülkelerde uterin rüptür olduğunda fetal ölüm oranı %74 (gelişmiş ülkelerde bu oran %7), anne ölümü %8 (gelişmişlerde bu oran %0.32)

Özetlemek gerekirse;

Sağlık Bakanlığı da yayınladığı kadın doğum ve perinatoloji derneklerinin işbirliği ile hazırladığı Doğum Eylemi Rehberi içinde SSVD’yi destekledğini göstermiştir. SSVD koşulları bu rehberde aşağıdaki gibi özetlenmiştir.

• Sezaryenin alt segment transvers insizyonla yapılmış olması,

• Uterusta sezaryen dışında başka ameliyat ya da anormallik olmaması,

• Pelvik darlık olmaması,

• Fetüsün 4000 gramın altında olması,

• Hamilenin tüm eylem süresince bir doktor tarafından izlenebilmesi ve gerektiğinde acil sezaryen yapılabilme koşullarının bulunması,

• 24 saat fetal monitorizasyonun gerçekleşeceği koşulların bulunması,

• Acil bir durum için gereken anestezi ekibi ve ameliyathane koşullarının bulunması,

• Acil bir durum halinde kan nakline olanak sağlayan koşulların bulunması.

Ülkemizdeki sezaryenlerin hemen hemen tamamında alt transvers kesi yapıldığı için birçok sezaryen olmuş anne adayı SSVD için gerekli koşulları kapsar. Burada en önemli konu annenin “bilinçli talebi”dir. Bu bilinçli talep oluşmadığı sürece size SSVD önerisi zaten gelmeyecektir.

Kadınlar neden SSVD istiyor?

Bunu anlatabilmenin tek yolu, doğal doğumun anne ve bebeğine kattıklarını anlatmaktan geçiyor.  SSVD isteyen anneler, doğal doğumun getirdiği tüm olumlu etkileri yaşamak istiyorlar.  Ama sanırım en önemli konu, annelerin içgüdüsel doğar doğmaz bebekleri ile buluşma istekleridir. Zaten doğumun tüm büyüsü bu buluşma anında gizlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here