“Vücuttaki kan pıhtılaşıyor, bazı organlar yirmidört saat sonra çürümeye başlıyorlar ya; saçlar, tırnaklar ölümden sonra daha bir süre uzamaya devam ediyorlar. Kalp durunca duygular ve düşünceler de duruyor mu, yoksa kılcal damarlarda kalan kan sayesinde belli belirsiz bir hayat sürüp gidiyor mu?” KÖR BAYKUŞ/SADIK HİDAYET
“Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıktan yiyen, kemiren yaralar.” KÖR BAYKUŞ/SADIK HİDAYET
DOKTOR JOHN THACKERY:
.. Ve bir hastane vardır 1900’lerin başında New York’da, şehrin merkezinde, The Knickerbocker adında. Ve bu hastanenin cerrahi bölümünün bir de ekip başı vardır kokain bağımlısı, Nobel sevdalısı, siyah ırk sevmez, sarı ırk sever, yarı kaçık, yalnız yaşayan, bekar, beyaz, kuzguni siyah saçlarına tek beyaz tel düşmemiş, bıyıklı, beyaz ayakkabı giyen, bol bol karın deşen, ateist doktor “Thackery”. Dönem itibariyle cerrahide branşlaşmamış doktorlar her tür ameliyata girerler. Bir gün beyin ameliyatı yaparlarken, bir başka gün bağırsakları masaya çıkartırlar ya da bir başka…
View original post 1.633 kelime daha






Yorum bırakın